LIPOSAKŞIN

Op. Dr. Alper Tuncel - Ekim 5, 2010

Liposuction cilt altındaki yağların bir kanül ve güçlü vakum sistemi kullanılarak uzaklaştırılması işlemidir. Bu işlem aynı zamanda güzelliğin ortaya çıkarılmasını sağlayan bir sanattır.

Bir heykeltıraş gibi vücut silueti üzerinde özenle ve son derece dikkatle uğraşmayı gerektirir. Bu işlemi yapmanın birçok yolu vardır. İşlemin mükemmelliğini asla maksimum hızda veya maksimum miktarda yapılması belirlemez. Mükemmellik işlemin güvenli olması, hasta konforu, gösterilen özen ve sonucun güzelliği tarafından sağlanan hasta mutluluğu ile ölçülebilir. Bu işlem mutlaka bir plastik cerrah tarafından uygulanmalıdır. Plastik cerrahlar arasındaki başlıca farkı da kullanılan teknik ve bu konudaki tecrübe ve bu konuya yönelik özel eğitimin varlığı belirler.

KURU TEKNİK: Bu yağların emilimi öncesinde her hangi bir sıvı vermeksizin uygulanır. Şu anda tamamen tarihsel değeri vardır ve hiçbir cerrah tarafından uygulanmamaktadır.

ISLAK (WET) TEKNİK: Sadece genel anestezi altında uygulanabilir. Bu teknikte yaklaşık 100 ml. Kadar solüsyon verilerek yapılmaktadır. Bu teknikte yağ emilimi esnasında % 20-30 gibi bir kan kaybı olur ki bu nedenle tercih edilmemektedir.

ÇOK ISLAK (SUPER WET) TEKNİK: bu teknik de sadece genel anestezi altında uygulanır. Yaklaşık emilen yağ miktarının yarısı kadar solüsyon verilmesi gerekir. Bu teknikte %8 gibi kan kaybı olur.

TÜMESENT TEKNİK: Dr. Jeffrey Klein tarafından tanımlanan tekniktir. Halen var olanlar arasında en güvenli olan yöntem budur.”tumescent” kelimesi şişirilmiş demektir. Bu yöntemde yüksek miktarda solüsyon verilerek yağ emilecek dokular hazırlanır. Bu verilen solüsyon sayesinde yağ emme işlemi TAMAMEN LOKAL ANESTEZİ ile veya SEDASYON altında yapılabilir.

Tümescent teknik başlıca: 1. tam bir bölgesel anestezi sağlar 2. tüm kan damarlarının büzülmesini sağlar ve böylece işlem sırasında kan kaybı hemen hiç olmaz.

Sonuçların mükemmelliği için diğer bir şart da kullanılan kanüllerdir. Şu anda yaygın olarak 3-4 mm boyutlarında kanüller kullanılmaktadır. Kliniğimizde ise MİKROKANÜL tekniği kullanılmaktadır. Mikrokanül 1-2 mm çapındaki kanüllerdir. Bu kanüllerle tüm yağ kompartmanları üzerinde detaylı çalışma mümkün olduğu için düzensizlik oluşma riski minimumdur ve kanüller cildin alt tabakasına zarar vermediğinden ciltte alttan hasarlanma olmaz.

Tüm cerrahi girişimler sonrasında enfeksiyon, kanama, iz oluşması gibi riskler olmakla beraber, tümescent liposuction sonrası bu riskler oldukça düşüktür. Bu teknik tamamen lokal olarak gerçekleştirildiği için genel anestezi veya sedasyona bağlı riskleri içermez. 15,000 hastada yapılan bir araştırmada lokal liposuction sonrası aşırı kan kaybı, enfeksiyon ve ölüm gibi ciddi komplikasyonların olmadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Liposuction sonrası en ciddi komplikasyonlar genel anestezinin getirdiği risklere bağlıdır. Dolayısıyla bu işlem lokal anestezi altında yapıldığında tüm ciddi komplikasyon risklerinden uzak kalınabilir.

Ciltte düzensizlik: Mikrokanüller Tümescent Liposuction sonrası ciltte düzensizlik oluşma riski diğer tüm liposuction sistemlerine göre çok daha azdır. Bu teknikte tüm yağ kompartmanları üzerinde detaylı çalışma mümkün olduğu için kanüller cildin alt tabakasına zarar vermeden işlem tamamlanabilir ve ciltte alttan hasarlanma olmaz. Aksine mikrokanüller liposuction sonrası cilt çökükleri ve sellülitlerde azalma olur fakat tam olarak geçmeleri beklenmemelidir.

Tamamen pürüzsüz bir cilt elde etmeyi beklemek gerçek dışı bir yaklaşımdır. Fakat ciltte operasyon öncesinden daha fazla düzensizlik ve çöküntü olmayacağı beklenebilir. Operasyon sonrası sıradan bir kişi baktığında cildinizde liposuction sonrası düzensizlik ve çöküntü fark edemez. Yaşlanmayla beraber deri de yaşlanacağından ve yıllar boyunca güneş ışınlarının deri üzerindeki negatif etkileri olacağı için yaşlı hastalarda ve üst karın bölgesi gibi bölgelerde ince kırışıklıklar gelişebilir.

İz oluşma riski: Liposuction kanüllerini cilde sokmak için yapılan kesilerde iz kalabilir. Mikrokanül sisteminde 1-2 mm lik “ADİT” adı verilen çok küçük kesiler yapılmaktadır. Tipik olarak bunlar iyileştiğinde gözle görülmezler. Yine de çok yakından ve özel dikkat sarf edilerek incelenirse zor da olsa fark edilebilirler. Eğer hastada genetik olarak kabarık izle iyileşme eğilimi varsa iz kalma riski daha fazladır. Bu giriş bölgeleri bazı hastalarda bir kaç aylık bir sürede geçen koyu noktalar şeklinde iyileşebilirler. Eğer hastada genetik olarak deride koyu veya açık renk bırakan bir yara iyileşmesi söz konusuysa bu renk farklılığı kalıcı olabilir.

Sellülit: Uyluk ve kalça bölgesine yapılan liposuction sonrası vücut konturları düzelir ama sellülit görüntüsü kaybolmaz. Sellülit kas ile cilt arasındaki bağ dokusu bağlantılarının çekmesinden oluşur. Liposuction sonrası sellülit seviyesinde azalma olabilir ama tamamen kaybolmaz. Şu kesindir ki liposuction sonrası sellülit miktarı artmaz.

Obezite ve Liposuction: Liposuction obezite için bir tedavi yöntemi değildir. Liposuction bilinçli diyet ve egzersizin yerine asla geçemez. Obez hastalarda sadece vücutlarının belirli bölgelerinde kontur düzeltmesi istediğinde iyi bir aday olabilirler. Obezite cerrahi sonrası komplikasyon oranını arttırır.

Liposuction sonrası iyileşme: Tumescent Liposuction sonrası normal iyileşme periyodunda belirli oranda hassasiyet, şişlik, morarmalar, kaşıntılar olabilir. Hafif bir hissizlik ve kaşıntı yaklaşık 3-6 ay sürebilir. Hastaların çoğunluğunda operasyon sonrası 1-2 haftada kontur düzelmesi fark edilir. Fakat operasyonun kesin sonucu yaklaşık 3-6 ayda ortaya çıkar.

Gerçekçi beklentiler: Tumescent liposuction sonuçları diğer tekniklere göre oldukça iyi olmasına rağmen asla mükemmellik beklenmemelidir. Hastalar bu operasyon sonrası konturda düzelme ve güzel bir siluet elde ederler ama asla %100 mükemmel bir sonuç beklememelidirler.

Sonucun kalıcılığı: Liposuction ile alınan yağ hücreleri yenilenmezler. Eğer hasta daha sonraki dönemde kilo alacak olursa yağlar vücudun diğer bölgelerine orantılı olarak dağılacaktır. Dolayısıyla liposuction sonrası elde edilen sonuçlar kalıcıdır.

Basında Çıkan Makalelerimiz

Op. Dr. Alper Tuncel - Ekim 4, 2010

Estetik Her Zaman Güzellik midir?

Op. Dr. Alper Tuncel - Ekim 4, 2010

Estetik kavramının, güzel ve çirkinle sınırlı olmadığını, ifade sahibi, anlamlı, dengeli, uyumlu, ürpertici, masum, yüce gibi birçok kavramı da barındırdığını belirten Estetik, Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Tuncel, güzelleşmek için bir dizi estetik operasyon geçirdikten sonra çirkinleşen ve doğallıktan uzaklaşan kişilere dikkat çekiyor ve estetik operasyon yaptırmak isteyenlere önemli tavsiyelerde bulunuyor.

Estetik, Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Tuncel; Amerikalı milyarder “panter kadın”ı estetik faciası diye herkesin hatırladığını, Michael Jackson’nun yaptırdığı estetik ameliyatların ve kötü burun operasyonlarının hafızalarda kaldığını belirtiyor. Estetik işlemlerde de kesin veya yüzde yüz diye bir sonuç olmadığının altını çiziyor. Gerçek güzelliğin bütünde doğal görünebilmek olduğunu belirten Tuncel, herkesin Angelina Jolie gibi Hollywood yıldızlarına benzemek istediğini eğer, alt yapı uygun değilse bunun mümkün olmadığını vurguluyor.

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Tuncel, kalkık hokka gibi burunların, yay gibi kaşların ve dolgun duran dudakların tek başlarına çok güzel ve dört dörtlük gibi göründüklerini, ancak bir araya geldiklerinde ise her zaman güzel bir görüntüyü oluşturmadıklarını; ifadesiz, yapay ve çirkin bir görüntü de oluşturabildiklerinin altını çiziyor. Ayrıca Tuncel, bilinçsizce yapılan işlemlerin yüz ifadesini bozduğunu, birbirine benzeyen, doğallıktan uzak çirkin insanlar oluşturduğunu da belirtiyor.

Fit olayım derken…

Op. Dr. Alper Tuncel; zayıf ve fit bir görünüme sahip olmak için sıklıkla başvurulan ve uygun koşullar olduğunda “mükemmel sonuçlar” veren liposuction’nun zayıflatma değil şekillendirme ameliyatı olduğunu söylüyor. Liposuction’un basen, göbek, bacaklar gibi bölgelerde zayıflama amaçlı kullanıldığında ve özellikle Plastik Cerrah olmayan doktorlar tarafından yapıldığında deride sarkmalar ya da çukurluklara neden olabileceğine fit olmak isterken sarkık bir deriye de sahip olunabileceğine, bu nedenle tekniği bilmeyen kişilere sırf ucuz diye gidilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Türkiye’de En Çok Burun Estetiği Yapılıyor

Burun ameliyatlarının en çok yapılan estetik ameliyat olmasına rağmen, yanlış uygulama sonrası ciddi sorunlar görülebildiğine ve kötü yapılmış burunların hemen fark edildiğine değinen Op. Dr. Alper Tuncel, en çok rastlanan hatanın; burnun ameliyat geçirmiş olduğunun belli olması olduğunu söylüyor. Yüze uyumlu olmayan, orantısız sonuçların bakıldığında anlaşılmasının dışında sağlık açısından da riskli olduğunun önemine değiniyor.

Botoks’a dikkat…
Son yıllarda estetik alanında sıkça başvurulan yöntemlerden biri olan Botoks konusunda; bu uygulamaların çok titiz, işinin ehli hekimler tarafından ve kalitesi tescil edilmiş maddeler kullanılarak yapılması gerektiğini belirten Tuncel, her estetik kusurun botoks ile düzelemeyeceğini söylüyor. Botoks’un dikkatle uygulanmadığında yüzde donuk, şaşkın ve hayret ifadesi oluşabildiğini belirtiyor.

İri göğüsler, dolgun dudaklar…
Op. Dr. Alper Tuncel; estetik müdahalelerde ucuz olduğu için tercih edilen bazı maddelerin alerjik reaksiyonlara yol açtığını söylüyor. Özellikle göğüs ameliyatlarında seçilen protezin kalitesinin çok önemli olduğuna ve sonucu etkilediğine değinen Tunçel, bu tür ameliyatlarda doktor ile hastanın ortak karar oluşturamadığında göğüs ölçüsünün karşılaştıkları en büyük sorun olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca Tuncel, göğüs küçültme ve dikleştirme ameliyatlarında uygun yöntem tercih edilmezse çok iz kalabildiğini ve simetrinin bozularak, şekilsiz bir görüntünün ortaya çıktığını söylüyor. Dudak kalınlaştırmada ise yanlış uygulamalar ördekgagasını anımsatan, doğallıktan uzak itici görüntülere neden olabiliyor, dolayısıyla güzel görünmek isterken önceki halinden bile kötü görünüme kavuşan hastanın psikolojisi bozularak bir çıkmaz doğurduğunu sözlerine ekliyor.

Sağlıklı karar vermek gerek.
Op. Dr. Alper Tuncel, hastanın gerçekten istediği operasyona ihtiyacının olup olmadığının, psikolojisinin, beklentilerinin, vücudunun alt yapısının detaylıca ele alınması ve sonrasında operasyon kararının verilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Cerrahi olsun ya da olmasın her türlü estetik müdahalenin diğer müdahalelerde olduğu gibi belli başarı oranları ve sonuçları ve de riskleri olduğunu, bu işlemleri yaptırmak isteyen her bireyin bunu kabul etmesi gerektiğini belirtiyor. Plastik Cerrah’ın geçmiş tecrübelerinden faydalanarak olmayacak olanı olacakmış gibi sunmaktan kaçınması ve gerçekçi hedeflerle ilerlemesi gerektiğini, bu süreçte risklerin gerçekten kabul edilecek kadar azalacağını sözlerine ekliyor.

Estetik Facia

Op. Dr. Alper Tuncel - Ekim 4, 2010

Aslında pek fazla televizyon seyretmem, seyrettiğimde de genellikle ya bir film ya da belgesel, tartışma programı gibi programları tercih ederim. Hal böyle iken geçtiğimiz pazar günümü yoğun bir haftanın ardından evde dinlenerek geçirmeye karar verdim. Tabii sabah kahvaltı ve gazete keyfi bir yere kadar sürüyor. Derken televizyonu açıp kanallarda bahsettiğim kendime uygun içerikli programlardan birini aramaya başladım. Birden yabancı bir belgesel kanalına denk geldim. Kanalda  sahsen tanımadığım bir bayan o klasik görüntülerden birinin önünde gazetecilere röportaj veriyordu.

Tabii ben de biraz evvel gazetede okuduğum ve son günlerde basında oldukça çok işlenen “estetik faciaları” haberlerinden birini  henüz okumuş olduğumdan rastlantısallığın bu kadarı olur diye içimden geçirmeye başlamıştım. Fakat farkettim ki estetik operasyonların genele yayılması ile bunun doğal bir sonucu olarak başarı ve başarısızlık öyküleri de medyada sıklıkla yer almaktaydı.

Aslında medya estetik işlemlerine oldukça aşina zira, birçok televizyon kanalı Plastik Cerrahları konuk olarak alıp “estetikte son gelişmeler, burun ameliyatında yeni teknikler, izsiz operasyonlar, vb” gibi konuları çokça ele aldıkları  herkesçe malum. Hatta bir tarihte eşim oturup estetik ile ilgili haber program, söyleşi yapan programları internetten merak edip çıkarttığında yüzlerce programın haftalık olarak yayınlandığını ve hatta bazılarının hergün olduğunu hayretle anlatmıştı. Demek istediğim bu kadar çok işlenen herşeyde olduğu gibi iyi kötü her sonuç basında sonuçta reyting yapıyor.

Herkes o Amerikalı milyarder “panter kadın”ı estetik faciası diye bir bahis açılır açılmaz hatırlar. Basında o kadar çok işelenen bir insandır ki çoğumuz kendisini film yıldızı falan sanıyordur. Başka bir örnek ise Michael Jackson’dır. Hep yaptırdığı estetik ameliyatlar ve kötü burun operasyonları ile hatırlanır. Estetik operasyonlar çoğu zaman halka yanlış yansıtılmıştır. Hiçbir şeyde olmadığı gibi estetik işlemlerde de kesin veya yüzde yüz diye bir sonuç yoktur. Hastaların makuul istekleri olmalıdır. Biz Plastik Cerrahlar aramızda hep bir “alt yapı”dan bahsederiz. Bu örnekse şuna benzer;bir gecekondu veya tek katlı bir bina düşünün, bu binayı yıkmadan üstüne kat çıkmaya kalmarsanız altındaki binanın tüm özellikleri sizi bağlar. Yani boyutları, taşıyıcı kolonların yapısı, oturduğu alan gibi değişkenler nedeniyle yıkmadan çıkacağınız kat ancak alt katın izin verdiği ölçüde olur. Bu da temel felsefe olarak bizim operasyonlarımıza benzer, çok büyük etli bir burundan çok küçük hokka gibi bir burun olamayacağı gibi çok dar göğüs kafesi olan bir hastaya çok iri meme protezi konamaması gibi.

Çoğu zaman “vücut imgelem kusuru” adı altında sınıflandırılan bir tür vücudunun bir kısımını veya tamamını beğenmeyen ve bunu  kafasındaki şekle sokmaya çalışan insanlar bizlerin en çok uzak durması gereken hasta grubudur. Bu hastalar siz ne yaparsanız yapın yapılanı beğenemezler ve adresleri çoğu zaman Psikiatristler olmalıdır. Bu tip hastalara yapılan ameliyatların da sonu gelmez ve “panter kadın” veya Michael Jackson örneğinde olan sonuçlar ile karşı karşıya kalabiliriz.

Bir de estetik faciası başlığı altında estetik ameliyatların sonrasındaki başarı değerlendirilir. Aslında bu bu konu herhangi bir işlem sırasında oluşan her türlü kabul edilebilir riskin “estetik müdahaleler” söz konusu olduğunda kabul edilemez olmasından ya da diğer bir deyişle yüzde yüz başarı beklentisi nedeniyle olur. Burada buna katkısı olan en büyük nedenlerden biri de tabii ki estetik kaygılarla bizlere başvuran “hastaların” esasında “hasta olmaması” yani hiçbir sağlık şikayeti yokken değişim istemesidir. Oysa her tür müdahalede de çok düşük de olsa ölüm, istenmeyen veya estetik olmayan sonuçalarla karşılaşmak ihtimali vardır.

Bu nedenle cerrahi olsun yada olmasın her tür estetik müdahalenin gider müdahalelerde olduğu gibi belli başarı oranları ve sonuç vermeme riski vardır ve bu işlemleri isteyen bir birey bunu kabul etmelidir. Önemli olan Plastik Cerrah’ın geçmiş tecrübelerinden faydalanarak olmayacak olanı olacakmış gibi sunmaktan kaçınması ve gerçekçi hedeflerle ilerlemesidir. O zman riskler gerçekten kabul edilecek kadar azalacaktır.

Hamilelik Sonrası Karın Germe ve Liposuction

Op. Dr. Alper Tuncel - Mayıs 3, 2010

Günümüz estetik cerrahi operasyonlarının bir çoğu aslında hastaların vücutlarında sonradan gelişen gerek yaşa bağlı, gerek kilo alıp vermeye bağlı, gerekse bayanlarda hamilelik sonrası deformitelere bağlı bozukluk ya da değişimlerin eski haline getirilmesi şeklinde gerçekleşen işlemlerdir. Birçok insanın düşündüğü gibi radikal biçim değişkliği içeren estetik operasyonlar daha az sayıdalar esasında. Tabii bu arada daha önceden varolan estetik kaygıların düzeltilmesi de aynı işlemler sırasında gerçekleştirilebilmektedir.

Ülkemizde bayanlarda en çok yapılan ameliyatların başında liposakşın yani yağ aldırma ameliyatları ve ciltteki sarkmaların tedavisi için yapılan karın germe (abdominoplasti) operasyonları gelmekte.Tabii popüler kültür araçları internet ve yazılı-görsel medya sayesinde hastalarımız yapılan bu estetik operasyonlar hakkında oldukça geniş bilgiye sahipler. O bakımdan hamilelik sonrası gelişen karında çatlaklar (strialar) ve sarkamaların (şalazis) tedavisi ile ilgili kısa bir bilgilendirmeyi ve hastalarımızın kafalarındaki soru işaretlerini kaldırmak amaçlı bir makale yazmayı daha uygun gördüm. Umarım tüm hamile ve doğum yapmış bayanlara bu yazının faydası olur.

Basitçe karın germe veya tibbi ismi ile “abdominoplasti” adını verdiğimiz işlem 2 tipe ayrılmakta: “Mini” ve “Tam”. Mini karın germe karın derisinde minimal sarkma olup kasları sıkı olan hastalarımıza uygulanmakta. Tam karın germe ise genelde birden çok doğum yapmış, sportif yapıya sahip olmayan ve dolayısıyla karında çatlaklardan tutun, kasların sıkı olmamasına kadar birçok sıkıntısı olan bayanlara uygulanan bir işlem. Her iki işleme genelde göbek ve bel bölgesindeki yağların liposakşın ile alınması da eklendiğinden günümüzde işleme “dermolipektomi” adı da verilmekte. İşlem mini 1-2, tam 2-3 saat civarında sürmekte ve genel anestezi ile yapılmaktadır. Hastalar genellikle 1 gece çok nadir 2 gece hastanede misafir edilir ve kontrole 1 hafta sonra gelmek kaydıyla taburcu edilirler. İyileşme 10 gün civarında gelişmekte, 3-6 ay içinde izler belirsiz hale gelir. İşlem sonrası mini abdominoplasti hastalarımız 5-7 günde, tam abdominoplasti hastalarımız 10-15 günde işlerine dönebilmektedir. Tam abdominoplasti hastalarımız en az 4-6 hafta 1-2 kilogramdan fazla ağırlık -ki buna özellikle çocuklar da dahildir- kaldırmamalı, 4 hafta bel korsesi takmalıdırlar.

Tabii ki karın germe işlemi izli bir işlemdir. Fakat 1-2 sene içerisinde izler özellikle beyaz tenli bayanlarda tamamen solup neredeyse kaybolmakta, kaldı ki izler bikini içerisine de saklanabilmektedir. Ayrıca sezaryen izi olan hastalarımızda mini karın germe işlemi aynı iz kullanılarak yapıldığından ek bir iz de oluşmamamakta. Günümüzde yapılan abdominoplasti operasyonları bundan 10 sene evvelinde yapılan işlem ile artık sadece isim benzerliği içermekten öteye gitmez. “Yüksek lateral tansiyon” tekniği olarak adlandırılan karın germe işlemi minimal cilt altı tünel açılarak yapılmakta ve post operatif iyileşme bu sayede hızla gerçekleşmekte. Öyle ki hastalar eskiden hastaneden iki büklüm çıkarken, şimdi ise sanki hiç ameliyat olmamış gibi taburcu olabilmekte.

Bu arada yeni teknikler de hızla uygulamaya girmektedir. Son tekniklerden birisi ise özellikle karında minimal veya hiç sarkma olmayıp kasları gevşek olanlar için biçilmiş kaftan: Endoskopik karın germe.
Bu işlemde göbek deliği ve bikini bölgesine yapılan küçük kesilerle girilip endoskopik kamera ile görülerek kaslar ve dolayısıyla tüm batın dikişler yardımı ile toparlanmaktadır. Bu işleme “internal korse” de denmekte, nedeni ise aynı bir korse gibi kaslar toparlanınca tüm bel ve kalça kavsi bütün belirginliği ile ortaya çıkmaktadır. Bu sayede hastaya neredeyse hiç iz bırakmadan karın, üst karın, bel ve kalça bölgeleri toparlanmış olmaktadır. Bu tip bir işleme aynı zamanda liposakşın da eklenerek total bir incelme de sağlanabilir.

Hamilelik ve doğum yeni bir yaşamın başlangıcı, yeni bir mutluluk; fakat çoğu zaman bu mutluluğun bedeli bayanlar için maalesef fazla kilolar, ciltte fazlalıklar ve sarkmalar. İşte Estetik Plastik Cerrahi yenilenen ve hergün gelişen teknolojilerle bu sorunlara da çözümler üreterek bayanların doğum sonrası sıkıntılarını da gidermekte.